Geçen yıl Diyarbakır’da yaşanan ve toplumda geniş yankı uyandıran olayda, 12 yaşındaki kız çocuğunu kaçırıp ‘evlenecektik’ diyerek izah eden sanığa mahkeme tarafından hapis cezası verildi. Olay, Kayapınar ilçesine bağlı Peyas Mahallesi’nde gerçekleşmiş olup, olayın detayları ve yargılama süreci savunmalara ve tarafların ifadelerine dayalı olarak ileri sürüldü.
Olayın başlangıcı, kız çocuğunun evden kaçmasıyla ortaya çıktı ve yaklaşık iki yıl boyunca sosyal medya aracılığıyla tanıştığı Z.Ş. ile kayıplara karışmasıyla devam etti. Ailesi, kızlarının kaybolması üzerine polise kayıp başvurusunda bulundu. Hızlı bir soruşturma ve arama çalışmalarının ardından, 6 Şubat’ta sosyal medya platformları üzerinden olayın fark edilmesiyle kız çocuğu ve sanık, Çocuk Şube Müdürlüğü’ne teslim oldu. Polis ekipleri sanığı tutuklayarak cezaevine gönderdi. Mahkeme ise ilgili raporlar ve mesaj kayıtlarını dikkate alarak duruşmayı gerçekleştirdi.
Yapılan incelemelerde, kız çocuğunun kemik yaşının 16 olduğu, resmi kayıtlardaki yaşının ise 12 olduğu tespit edildi. Ayrıca, mesajlar incelendiğinde mağdurun sanığa beş ay sonra 18 yaşına gireceği yönünde yazılar gönderdiği ve ikilinin birlikte kaçma konusunda planlar yaptığı belirlendi. Kız çocuğunun ifadelerinde, Z.Ş. ile yaklaşık iki yıldır iletişimde olduğunu ve onun isteğiyle evden kaçarak dört gün boyunca çeşitli parklarda kaldıklarını dile getirdi. Sanık ise mağdurun kendisine 16 yaşında olduğunu ve evlenmek için kaçtıklarını savundu.
Davanın seyrinde, savcı mağdurun suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğunu ve dolayısıyla rızasının geçerli sayılamayacağını belirtti. Ayrıca, mağdurun kayıp olduğu süre boyunca sanıkla birlikte olduğu ve onun yanında bulunduğu ortaya çıktı. Ancak mahkeme, sanığın yaşını bilmediği ve yanlış bilgi verdiği gerekçesiyle suçun vasfını değiştirdi. Mahkeme, sanığın mağdurun yaşını 17 olarak bildiğine dair kanıtlara rağmen, kemik yaşı raporu ve mesaj içerikleri bu bilgiyi sabit görmedi ve sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verdi.
Sonuç olarak, mahkeme sanığı, sanığın eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu değil, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediğine hükmetti. Öncelikle üç yıl hapis cezası alan sanık, daha sonra yapılan değerlendirmelerde ceza 3 yıl 9 aya çıkarıldı ve takdiren indirim uygulandıktan sonra toplamda 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Bu kararlar, taraflar açısından istinaf yolunun açık olduğu ve ilgili mahkemeye başvurabilecekleri şekilde kayda geçti.
